HABERLER

Evet travestiyiz: Teşhir ediyoruz!

Evet travestiyiz: Teşhir ediyoruz!
Esmeray
Kasım 20 / 2017

Fotoğraf: Şener Yılmaz Aslan 

İlk trans kadın cinayetine 1993’te tanıklık ettim. “Japon Arzu” ölü bulunmuş dediler. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Arkadaşlar morga gidip cenazeyi teşhis edip geldikten sonra vücudunun hiçbir yerinde darbe yok sadece alnında bir delik var” dediler. Adli tıp sonucundan da tornavida ile yapıldığını öğrendik ve bende ki ilk refleks, kafamın her yerini tutup evdeki tüm tornavida ve kesici aletleri atmak oldu.

Sonra arkası geldi bu cinayetlerin… Tek tek söylemeyeceğim cinayetlerin nasıl işlendiğini ama aynı zihniyetle işlenmişti hepsi. Sonraki yıllarda tamamen bilinçli, planlı bir cinayetler zincirine tanıklık ettik. Otobanda polisler yolun sağını, solunu tutuyordu. Boş araziye kaçsak yakalanma riskimiz çok yüksekti. Can havliyle kendimizi yola atıyorduk. Gece saat 12’den sonra arabaların nasıl hızlı geçtiğini düşünün…

Ben birçok ağır yaralanmalara ve cinayetlere tanıklık ettim. Hiç unutmadığım bir tanıklık ise, “Çığlık çığlığa bağırıyoruz, yardım istiyoruz ve hiçbir araba durmuyordu. Bir araba durdu yardım edeceğini zannettik ama yaralananın bir trans olduğunu fark edince gözümüzün önünde tekrar ayaklarının üzerinden geçti ve hızla uzaklaştı.” Hastaneye gittiğimizde ise homofobik hemşire ve doktorlarla uğraşmak da çabası oldu!

O dönem medya ne mi yapıyordu? “Travesti Dehşeti” , “Travestiler Terör Estirdi” diye başlıklar atıyorlardı. İşin tanıklık kısmı bu ve çok daha fazlası aslında… Gelelim işin örgütlenme kısmına, yani nasıl organize olup cenazelerimize nasıl sahip çıkıyorduk? O dönem sosyal medya ağları yoktu, cep telefonu yoktu. O dönemki imkânlarla çok da güzel bir araya gelip organize olabiliyorduk. Cenazemize sahip çıkıyorduk. Morgdaki yetkililere yalvarıyorduk bazen. Kimsesizler mezarlığına mümkün olduğu kadar defnettirmemek için mücadele ediyorduk. Genelde aileler reddediyordu çocuklarını. İşin en acı yanı ne idi biliyor musunuz? Üç gün sonra reddeden aileler gelip bize miras var mı, parası var mı diye soruyorlardı! Bir de böyle ailelerle uğraşıyorduk.

Elbette o dönem kamuoyu oluşturamıyorduk. Sadece yanımızda olan sivil toplum örgütü İHD (İnsan Hakları Derneği) idi. Tahmin edeceğiniz gibi Eren Keskin’in büyük katkılarıyla. Ne yazık ki bütün çabalarımıza rağmen cinayetlerin önünü kesemedik aynı günümüzde de olduğu gibi… Anam bacım şimdi sosyal medya ağları var, yanımızda olan birçok sivil toplum örgütü de var. Sosyal medyanın en güzel yanı da ne biliyor musunuz? Olayı daha görünür kılıyor bununla birlikte aslında olaydan haberli ve “duyarlı, vicdanlı” insanların ne kadar, neye sahip çıktığını ve ses çıkardığını da açık olarak görmemizi sağlıyor. Tıpkı yanarak öldürülen Hande Kader cinayetinde olduğu gibi… Nasıl mı? Bir kadın yanarak, işkence edilerek öldürülmüş ve ilk refleks aynı kaderi paylaşan trans kadınlardan geldi her zaman olduğu gibi. Çünkü her an hepimizin başına gelebilir. Başka hiçbir insanda anlık bir refleks ve duyarlılık göremedik ne yazık ki!
Kadın cinayetlerinde her hangi bir yerde, her hangi bir mekanda bir kadın katledildiğinde kadın örgütleri başta olmak üzere diğer insanların bu katliama verdiği duyarlılık ve refleksi ne yazık ki Hande için göstermedik. Yanımızda olan siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri de bir bekleme halindeydi: LGBTİ örgütleri bir şey yapsın da ona göre hareket edelim tutumunda. Bütün bunlar yaşanırken Hande’nin narin bedeni soğukta betonun üzerindeydi morgda.

Bir insan yakılarak katledilmiş neden vicdanlarınız harekete geçmiyor? Neden kendiliğinizden isyan etmiyorsunuz? Neden etmediğinizi söyleyeyim! Kendiniz olgunlaşmadığınız için ölen bu kadının her şeyine baktınız! Çünkü öldürülen kadın travestiydi. Seks işçisiydi! Vicdanınızdan önce ahlakınız ve önyargılarınız devreye girmişti! Söylediğim gibi tam olamamışsınız! Olgunlaşmamışsınız! Özgecan ve benzeri cinayetlere duyarlılık göstermek, tepki göstermek çok kolay! Çünkü onlar mutlaktı. Genç kızlardı, üniversite öğrencileriydi, masumdu, vs. vs. Çünkü bütün bu masumiyet ve mutlaklık üzerinde kendinizi aklıyordunuz. Hele o Özgecan’ın fotoğrafını sürekli bir biçimde sunan erkekler yok mu? Nasıl da namus timsali! Ama bu olayda namusları kıçlarına kaçtı! Çünkü burada onlara göre bir masumiyet yoktu! İşin can yakan tarafı da birlikte örgütlendiğimiz insanlar böyle durumlarda konuyu nasıl içselleştirmediklerini gösteriyorlar!

Valla açıkçası ben şahsen Esmeray olarak yeniden bütün ilişkilerimi gözden geçireceğim. Sizlerin bizler öldükten kaç gün sonra harekete geçtiğinizi veya duyarsız kaldığınızı hep birlikte gördük!

Kaynak: kaosgl.org